Fetih Sureli Miğfer, İstanbul’un kapılarını güç ve zekânın, inanç ve cesaretin bileşimiyle açan büyük fethe sembolik bir saygı duruşu niteliği taşır. 21 yaşında İstanbul’u fethederek bin yıllık Bizans İmparatorluğu’na son veren Fatih Sultan Mehmed, bu tarihsel kırılma ile birçok tarihçi tarafından Orta Çağ’ın sonu ve Yeni Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilen bir döneme imza atmıştır.
Miğferin bezeme dili; alın kısmında Besmele, gövdeye hâkim Fetih Suresi, halife isimleri ve turkuaz taş detayları ile zenginleştirilmiş sembolik bir kompozisyon sunar. Bu kompozisyon, Osmanlı tören miğferlerinde görülen estetik anlayışı ve inanç vurgusunu bir araya getirir. Tarihsel kaynaklarda ve anlatılarda, fetih günlerinde büyük Fatih’in başında göründüğüne dair rivayetler bulunan bu miğfer formu, burada törensel ve simgesel bir yorum olarak ele alınmıştır.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) Konstantiniyye’nin fethine dair hadisine atfen; fetih fikrinin yüzyıllar öncesinden beslenen bir ideal olduğu kabul edilir. Fetih Sureli Miğfer, bu ideali somutlaştıran bir Osmanlı Tören Miğferi yorumu olarak; kudret, iman ve kararlılık kavramlarını tek bir eserde buluşturur.
Altın kaplama yüzey, rölyef bezemelerle derinlik kazanmış; taş yerleştirmeleriyle görkemli bir siluet elde edilmiştir. Sergilemeye uygun anıtsal duruşu sayesinde eser; müze vitrinleri, kurumsal alanlar ve özel koleksiyonlar için güçlü bir odak noktası oluşturur.
Not: Bu eser, tarihsel anlatılarda geçen rivayetlerden ilham alan törensel ve sembolik bir çalışmadır.